26 Şubat 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 60


Bölüm 60 / Orijinal Yayın Tarihi: 27 Şubat 2000

Sayın dinleyiciler, bugünkü izlencemize Sergey Prokofiev'in ilk dönem yapıtlarından bir piyano sonatını sunarak başlıyoruz. Çok usta bir piyanoçalar olan Prokofiev daha ilk piyano yapıtlarından başlayarak teknik ustalıkla, coşkulu-duygulu bir anlatımı birlikte sergilemek istemiş, bunu da başarmıştır. Tüm piyano yapıtlarının hepsi başarılı bir çalış için piyanonun teknik sorunlarını yenmiş olmak zorunluluğu taşır.
Prokofiev'in on tane piyano sonatı vardır. Bunlardan onuncusunu bitirememiştir. Kalan dokuzu - içlerinde 3, 5, 6, 7, 9 daha çok yeğlenir görünse de- çağdaş piyano yazınının en çok seslendirilen yapıtları arasında gösterilebilir. Bugün dinleteceğimiz sonat, onun 1917 yılında yazmış olduğu Küçük La dengeserli Op.28 Üçüncü Piyano Sonatı olacak. Tüm sonatları içinde en kısası olup tek bölümlü bulunan bu sonatı Elena Varvarova'nın seslendirişiyle sunuyoruz.
MÜZİK: Prokofiev - Op.28, Üçüncü Piyano Sonatı (8'25")
Prokofiev yazmış olduğu sekiz opera ile de, çağdaş opera alanında önemle üzerinde durulması gerekli bir bağdardır. Yazdığı operaların dördü ilk döneminde yazılmış olup, araştırmalı, buluşlu yanlarıyla bizce asıl önemli, üzerinde durulması zorunlu operaları bunlardır. Sovyetler Birliğine döndükten sonra ikinci döneminde ortaya koyduğu dört operası ise atılımcı, buluşlu, gözü pek yanlarının yitikliği nedeniyle çarpıcı yanları yitmiş ılımlı yapıtlardır. Sıralayacak olursak:
İlk operası Op.3 "Magdelana"dır. 1911-1913 yılları arasında yazılmıştır. Op.24 "Kumarcı" 1916'da yazılmış ancak düzeltmeler nedeniyle kesin biçimini 1927 yılında almıştır.
Op.33 "Üç Portakala Sevi" 1919 yılında yazılmış, Şikago'daki 1921 yılında ilk oynanışından sonra tutulmuş, Prokofiev operanın küğünden bir de Ardış/Suite çıkarmış, bu ardış en sık seslendirilen yapıtlarından birisi olduğu gibi, opera da çağdaş opera dağarına hemen girmiştir.
Prokofiev' in ilk döneminde yazdığı dördüncü -son- operası; Op.37 Yalım/Alevli Melek, bir önceki operası "Üç Porkala Sevi" gibi başarılı olmamıştır. 1922-1925 yılları arasında yazılmış olan "Yalımlı Melek" o süreçte Prokofiev'in küğüne ilgi gösteren bale yapıtlarını sahnelemekte öncülük eden Diaghilev ve yandaşları tarafından ilgi görmemiş, bu nedenle sahnelenmesi hemen hemen hiç düşünülmemiştir. 1928 yılında operanın yalnız ikinci perdesinden alıntılarla Paris'te Koussevitzky yönetiminde bir dinleti seslendirilmesi yapılır. Ondan sonra opera yıllarca kimsenin dikkatini çekmeden kalır. 13 Ocak 1954'te yani Prokofiev'in ölümünden bir yıl sonra, Paris Radyosunda operanın tümü dinleti olarak seslendirilir. Bu dinleti seslendirmesi operanın önemini, etkinlik çoğulluğunu ortaya koyar. Yapıtın opera olarak ilk sahnelenmesi bir yıl sonra Venedik operasınca gerçekleştirilir. O günden bu yana "Yalım Melek" operası Prokofiev'in en önemli yapıtları arasına girmiş bulunmaktadır.
Prokofiev'in SSCB'ne döndükten sonra ikinci döneminde ortaya koymuş olduğu dört operasını da kısaca belirtelim:
Op.81 Semyon Kotko - 1939'da yazılmış.
Op.86 Manastırda Nişanlanma - 1940-41 yıllarında yazılmış.
Op.91 Savaş ve Barış - 1941-1942'de yazılmıştır. Ancak Prokofiev yapıtını daha sonra yeniden ele alarak ikinci biçimde yinelemişse de bu ikinci biçimi, ancak Prokofiev'in ölümünden iki yıl sonra 1955'te oynanabilmiştir.
Op.117 Gerçek Bir İnsanın Öyküsü - 1947-48 yılları içinde yazılmıştır.
Prokofiev'in Sözünü ettiğimiz operaları arasında ayrıcalıklı ve çok önemli iki operası: "Üç Portakala Sevi" ve "Yalım Melek" bulunmaktadır. Yalım Melek operası bugüne gelinceye değin ülkemizde hiç sahnelenmemiş ve seslendirilmemiştir. Üç Portakala Sevi de oynanmamıştır ama, operadan çıkarılmış Ardış, arada bir radyolarımızda olsun seslendirilmiştir. Prokofiev, 1928'de yazdığı Op.44 Üçüncü Senfonisinde her ne kadar "Yalım Melek" operasından aldığı konular üzerine senfonisini yapılandırmışsa da, bu Senfoni de bugüne gelinceye değin ülkemizde hiç seslendirilmemiş olduğundan, izlencemize Prokofiev'den bir opera almak söz konusu olunca, dinleyici çoğunluğunun bilmediği bir yapıtı bulunması bakımından "Yalım Melek"i almayı yeğledik.
Tümü 119 dakika tutan "Yalım Melek" operasının 1.ve 2. perdelerini bu izlencemizde, kalan 3., 4. ve 5. perdeleri gelecek izlencemizde sunacağız.
Operanın konusu 1873-1924 yılları arasında yaşamış olan Rus romancı Valeri Briussov'un romanından alınmadır. Operanın cönkünü/librettosunu, öteki operalarında da olduğu gibi Prokofiev kendisi hazırlamıştır. Romanda olaylar "Şövalye Ruprecht"in ağzından onun görüşüne göre anlatırken, Prokofiev cönkünde Ruprecht'in giderek kör kütük sevdalandığı Renata'nın kişiliğini öne almıştır.
Olay 1534 yılında Almanya'da Köln kentinde geçmektedir.
1. Perde: Kötü, kırık dökük eşyalar bulunan bir çatı katı. Şövalye-tüccar Ruprecht Amerika'dan yeni dönmüştür. Kendisine barınacak, geceyi geçirecek bir yer aramaktadır. Gecedir. Hancı Kadın, gösterdiği çatı katının en iyi odası olduğunu söyler. Ruprecht, hancı kadına, katı tuttuğunu söyler.
Ruprecht'in tuttuğu odanın yanındaki bir odada iblislerin kendisine musallat olup azap çektirdiği bir kadın kalmaktadır. O yandan gürültüler, çığlıklar, iniltiler, konuşmalar gelir. Ruprecht yardım etmek isteğiyle aradaki kapıdan o yana geçer. Renata ile tanışır. Renata, Ruprecht'e adı ile hitap eder. Ruprecht kadından adını nerden bildiğini sorarsa da buna yanıt alamaz, Renata kendi öyküsünü anlatmaya koyulur: Çocukluğunda "Madiel" adında olağanüstü güzellikte alevli yalım bir melekle arkadaş olmuştur. Ancak ergenlik çağına varıp da Madiel'le tensel birleşme isteğine düşünce, Madiel kızarak onu terk etmiş, ancak vaktin birinde insan kılığında yanına döneceğini söylemiştir. Renata bundan sonra Heinrich (Haynrih) adında bir kontla tanışmıştır. Kontun, Madiel'in insan kılığında döneceği sözüne bakarak onun cismanileşmiş biçimi olduğu inancıyla Kont'la birlikte yaşamaya başlamıştır. Ne ki Kont bir gerekçe göstemeksizin kısa bir süre sonra Renata'yı bırakıp gitmiştir. Renata, bu yüzden, yitik sevgilisinin ardında, onu yeniden bulmak umuduyla oradan oraya sürüklenip durmaktadır. Ne ki Madiel'i ve onunla birleştirdiği Kont Haynrih'i her arayışında iblisler onu tartaklayıp durmaktadırlar.
Hacı kadın ise Renata'yı ucuz bir kötü kadın gibi görmektedir. Ruprecht, Renata'nın acınası durumu ve Hancı kadının kötü davranışı karşısında Renata'yı koruması gerektiğini düşünür.
Renata'nın iblislerin etkisiyle yine bunalıma sürüklendiği sırada, Hancı kadın çağırttığı falcı/bakıcı gelir, Renata'nın sonunun kanlı biteceğini söyler.
2.Perde, 1.Sahne: Yine Köln'de bu kez iyi döşenmiş bir odada konaklayan Ruprecht ve Renata, Kont Haynrih'i nerede bulabilecekleri üzerinde konuşurlar. Bir yandan da kitapçı Glock'un sağladığı kitapları okuyarak büyü yapmaya çalışırlar. Renata, Kontun tinini çağırır. Tıkırtılar işitilir. Başarılı olduğunu sanır. Ne ki Kont görünmez. Kitapçı Glock kapıdadır. Çökmüş durumdaki Renata'ya acıyan Ruprecht, Glock'dan "Kabala/Karabüyü" ile ilgili kitaplardan getirmesini ister. Glock bu tür kitapların yasak ve yakılmış olduğunu, ancak bunca direniş karşısında ünlü doktor/büyücü Netteheim'li Acrippa'dan yardım rica edebileceğini söyler.
2.Perde, 2.Sahne: Her şeyin düşle, kurmacayla karışmış olduğu sanısını bırakan, belirsizlik dolu, kitap ciltleri, bilim araç-gereçleri, doldurulmuş kuşlar ve üç iskeletin bulunduğu bir yer. Ruprecht, Agrippa'dan yardım diler. Agrippa bu isteği geri çevirir. Büyünün çekiciliğine tutulmaması yolunda uyarıda bulunur. Kendisini örnek vererek, sadece bilimle uğraştığını söyler.
Ancak, üç iskelet, Agrippa'nın savını "Yalan" diye karşılarlar.
Prokofiev'in 1. ve 2. perdelerini özetlemeye çalıştığımız "Yalım Melek" operasında yer alan sanatçıları belirtelim:
Ruprecht'i Siegfried Lorenz, Renata'yı Nadine Secunde, Hancı kadını Rutnild Engert-Ely, Agrippa'yı Heinz Zednik, Kitapçı Glock'u Gösta Zachrisson, Uşak'ı Bryn Terfel, Üç İskeleti İngemar Andersson, Torbjörn Borg, Jonas Landström seslendirmektedirler. Göteborg Senfoni Orkestrasını Neeme Jarvi yönetmektedir.
MÜZİK: Prokofiev-Yalım Melek, 1.ve 2. perdeler (55'50")

19 Şubat 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 59


Bölüm 59 / Orijinal Yayın Tarihi: 20 Şubat 2000

Sayın dinleyiciler,
Bugünkü izlencemizde Prokofiev'in üç yapıtını sunacağız.
İlk dinleteceğimiz yapıt; Op.19, Birinci Keman Konçertosu olacak. Prokofiev, bu konçertosunu 1916-1917 yılları arasında yazmış. İlk seslendirilişi 18 Ekim 1923'te kemancı Marcael Darrieux'nün solistliğinde gerçekleşmiş. Orkestrayı Sergey Koussevitzky yönetmiş. Çok başarılı olan bu ilk seslendiriliş üzerine konçerto Szigeti gibi virtüöz kemancıların dikkatini çekmiş, sık sık seslendirilen çağdaş müzik keman konçertoları arasında önlerde yer almıştır. Yapısal olarak klasik keman konçertolarına üç bölümlü olması bakımından uyar görünürse de bölümler içinde konuların sergilenmesi, çeşitlendirilmesi bakımından Prokofiev'e özgü değişik söyleyiş biçimleriyle ele alınır. Ritm ve armoni zenginliği, özellikle son bölümündeki şaşırtıcı duygulu bitiriş öylesine doğal bir görünüm sergiler ki, bu varışın büyük teknik zorlukları birlikte koşullamış olduğunu izleyiciye düşündürmezler.
Dinleteceğimiz, Prokofiev'in Op.19 Birinci Keman Konçertosunun bölümleri:
1 - Andantino 2 - Scherzo:Vivaccissimo 3 - Moderato buyurguludur.
Neeme Jarvi yönetimindeki İskoç Ulusal Orkestrası, Solist Lydia Mardkovitch'e eşlik ediyor.
KÜĞ : Prokofiev - Op.19 Birinci Keman Konçertosu (21'45")
Dinleteceğimiz ikinci yapıt, Prokofiev'in 1915-1917 yılları arasında yazmış olduğu; piyano için 20 kısa parçacıktan oluşan, Op.22 Uçucu ve Kaçıcı Görümler diye çevirebileceğimiz Visions Fugitives başlıklı yapıtı. Parçacıkların tek bir dengeserliğe oturtulamayan, adlarıyla uyumlu yapıtlarını hemen algılayabilmek olurlu bulunmaktadır. Yapıtı Michel Beroff'un piyanosundan dinletiyoruz.
KÜĞ : Prokofiev - Visions Fugitives (20'30")
Bugünkü izlencemizin son yapıtı, Prokofiev'in piyano konçertoları içinde en tutulmuş, en sevilmiş, hemen hemen bütün virtüöz piyanoçalarların dağarında/repertoir yer alan: Op.26 Üçüncü Piyano Konçertosu. Bu konçertosunu Prokofiev 1917-1921 yılları arasında yazmıştır. İlk seslendirilişi 16 Aralık 1921'de Chicago'da gerçekleşmiş, piyanoyu bağdarın kendisi çalmıştır. Birinci keman konçertosu kadar etkileyici, buluşlarla dolu keskinliği ve içliliği bir arada sergileyebilen bu taşırtıcı/büyüleyici konçertoyu Michel Beroff'un piyanosundan, Kurt Masur'un yönetimindeki Leipzig-Gewandhause Orkestrasının eşliğiyle dinleteceğimiz yapıtın bölümleri:
1-Andante. allegro
2-Konu ve çeşitlemeler/Theme et variations
3-Allegro ma non troppo buyurguludur.
KÜĞ : Prokofiev - Op.26 Üçüncü Piyano Konçertosu (27'48")

12 Şubat 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 58


Bölüm 58 / Orijinal Yayın Tarihi: 13 Şubat 2000

Sayın dinleyiciler bugünden başlayarak altı izlence boyunca gelişim çizgisi Hindemith'i andıran Rus bağdar Sergey Prokofiev'i önemli ve seçilmiş yapıtlarıyla tanıtmaya çalışacağız. Rusya'da çarlık döneminde 1891 yılında doğmuş bulunan Sergey Prokofiev'dan ilk dönem yapıtlarının ileriye açıklığı, öncüllüğü yönünden söz edilmek gereklidir. Prokofiev yeteneğini çok erken göstermiş bir bağdardır. Daha çocuk sayılacak çağda yazdığı ilk yapıtlarında Richard Strauss, Skryabin ve Debussy'nin etkileri vardır. İlk yapıtının bir opera olduğunu bunu yazdığı sırada dokuz yaşında bulunduğunu belirtelim. İlk piyano derslerini annesinden almıştı. 1902 yılında on bir yaşındayken Moskova'ya giderek yazmış olduğu ilk bağdalarını Taneyev'e gösterdi. Taneyev hemen onun Gliere ile çalışmasını sağladı. On üç yaşındayken Petersburg konservatuvarına girerek, Rimski-Korsakov, Lyadov, Wihtol'dan bağdama, Essipova'dan piyano dersleri aldı. Aleksandr Çerepnin'den orkestralama öğrenimi görmüştü. 1914 yılında konservatuvarı bitirirken birincilik ödülünü (Anton Rubinstein ödülünü) kazanmış bir kuyruklu piyano sahibi olmuştu. Konservatuvarı bitirmeden önce de verdiği dinletilerle çevrede "gelenekçi" bir bağdar olarak tanınıyordu. Bu tanınışı kendi piyano parçalarını seslendirerek sağlamıştı. Daha ilk yapıtlarından başlayarak küğünün hemen kendini belli eden ileriye açık bir havası vardı. Bir yandan ırasındaki ezgisel olma tutkunluğu kendini gösterirken bir yandan sert kakışmaları cesaretle kullanması, yer yer alaycı, yer yer motor gücü taşıyan süreğenliği, şaşırtıcı, beklenmedik devinim değişikliklerine düşkünlüğü küğsel ırasının çarpıcı özelliğini sergiliyordu. 1914'de yazdığı, eski çağların Rusya'sında güneşe tapınmayı konu alan "İskit Ardışı/Suite Scythe" -ki bu yapıtın öteki adı; Ala et Lolly'dir. 1916 yılında ilk kez Petersburg'da çalındıktan sonra kendisine "Rusya'nın Korkunç Çocuğu" tanımlaması yakıştırıldı. Bu yapıtta, 1913'de küğ dünyasını alt üst etmiş olan Stravinski'nin "Bahar Sungusu"nun büyük etkisi, aşırı kakışmalı uyguları içeren tartımın baş erek yapılmış olması yönünden hemen belli olur. 1918'de yazdığı "Klasik" başlığını taşıyan 1. Senfonisi, uyumsal dizgeyi kullanmayı beceremediği için küğünün aşırılığa kaçtığı savını öne süren kimi tutuculara karşılık vermek, bir yandan da; ince alaycılığı bir kalıba dökebilmek için bağdanmış sayılabilir. Biçim olarak klasik dönemin anlayışını elde tutan yapıt, içerik olarak şen, alaycı havası, geçkilerindeki şaşırtıcı ama ustaca birdenlik nedeniyle özgünlük gösterir. Prokofiev'in en çok tutulan, en çok seslendirilen yapıtlarından birisi olmuştur bu nedenle. 1918 yılı güzünde Prokofiev Rusya'dan ayrılır. Yapıtlarının Koussevitzky'nLrı öncülüğünde çaldırılması nedeniyle Paris'e, Boston'a, Chicago'ya gider. Bir ara Rusya'ya dinleti gezisi için uğrar. 1922'de Paris'e yerleşir. 1933'te ülkesinin küğ yaşamının kendisine gereksinmesi bulunduğu kanısıyla kesinlikle ülkesine döner. Prokofiev'in Rusya'ya dönüşünede ortaya koymuş olduğu yapıtlarla, dönüşünden sonra yazdığı yapıtlar arasında kendini kolayca belli eden, kalın bir çizgiyle bölünebilecek bir ayrım olduğu göze çarpar.
Prokofiev'in ilk dönem yapıtları için "kübist" tanımlaması yapılmıştır. Ezgiler kısa, köşeli bir yapıdadırlar. Belli bir dengeserlikle başlayan bir ezginin yer yer kakışmalı uygularla başka bir dengeserliğe sıçradığı görülür. Çoğu kez çok yüklü uyumun ezginin yönelişlerine ters bir akış gösterdiği, böylece iki karşıt konunun birlikteliğinden doğan çok yüzeyli bir anlayışı da dillendirdiği söylenebilir. Rusya'ya döndükten sonraki yapıtyarında ise küğünün bu çok yüzeylilik yanı giderek zayıflamış, amacı; güzel, hoşa gider -kolay-ezgiler bulup söylemeye yönelik, yumuşakbaşlı, uyumsal anlayışta iyice ılımlı, biçim iliğe öncelikle önem vererek sırtını biçimin alışılmışlığına dayayarak güçlü görünen ne ki merak verici hiç bir yanı kalmamış bir küğ ortaya koyar olmuştur. Sovyetler birliğinde küğün bile belirli kalıpların ve söyleyiş biçiminin dışına çıkılmasını yasaklamış partizanca baskının bu sonucu getirdiği rahatça söylenebilir. Küğün sanatdışı, parti görüşüne göre değerlendiği bir ortamda Prokofiev'in Sovyetler Birliğine döndükten sonra vermiş olduğu yapıtlar, önceki yapıtlarının aleyhine çok öğülmüş, çok seslendirilmiş olduğu için bugünün dinleyicisi Prokofiev'i birkaçı dışında devrimci nitelikteki ilk yapıtlarıyla değil, Sovyetler dönemindeki yapıtlarıyla daha iyi tanımaktadır.
Biz, Prokofiev'e ayırdığımız izlencelerimizde onun daha az bilinen ilk dönem yapıtlarına daha çok yer vereceğiz.
Bugünkü izlencemizde Prokofiev'den dinleteceğimiz ilk yapıt, onun 1911 yılında yazdığı Op.10 Birinci Piyano Konçertosu olacak. Prokofiev 1914 yılında Konservatuvardan mezun olurken bu konçertosunu çalmakta gösterdiği başarı nedeniyle birincilik ödülüne değer bulunmuştu. Prof. Gültekin Oransay'ın da belirttiği gibi; "Piyano yapıtları, vurmalı ve keskin kakışımlı seslere yer veren, bununla birlikte duygun yönü de olan kendine özgü bir biçem" göstermektedir. Üç bölümlü olan 1. Piyano Konçertosunun bölüm başlıkları şöyledir: 1.Allegro brioso 2.Andante assai 3.Allegro scherzando.
Leipzig, Gewandhaus Orkestrası eşliğinde, Kurt Masur yönetiminde piyanoyu Michel Beroff çalıyor.
MÜZİK: Prokofiev - 1. Piyano Konçertosu (14'25")
Şimdi dinleteceğimiz yapıt, Prokofiev'in 1913-14 yılları arasında yazdığı, ancak 1924 yılında yeniden elden geçirdiği ve son biçimini vererek, Paris'de 8 Mayıs 1824'teki ilk seslendirilişinde yalkıcı olarak kendisinin yer aldığı Op.16 İkinci Piyano Konçertosu. Dört bölümlü olan Op.16, 2.Piyano Konçertosunun bölüm başlıkları: 1.Andantino-Allegretto 2.Scherzo(Vivace) 3.İntermezzo (Allegro moderato) 4.Finale (Allegro tempestuoso) Yalkıcı yine Michel Beroff, Leipzig, Gewa.ndhaus Orkestrasını Kurt Masur yönetiyorHemen belirtelim; Prokofiev'in ateşli, coşkulu, kimi yerde tasalı biçemini çok iyi yansıtan bu konçerto, çalınması da en zor yapıtlarından birisidir.
MÜZİK: Prokofiev - Op.16 İkinci Piyano Konçertosu (29'17")
Bugün dinleteceğimiz son yapıt, Prokofiev'in, Stravinski'nin ünlü Bahar Sungusu'nun seslendirilişinden bir yıl sonra 1914'te yazdığı, ilk seslendirilişi 1916 yılında Petersburg'da kendi yönetiminde gerçekleşen "İskit Ardışı" Op.20 veya ikinci adıyla "Ala ve Lolly" olacak. Tıpkı Stravinski'de olduğu gibi, konunun ilkelliği, kakışmalı tınaşsal tartımlılığı öne aldırmıştır denebilir. Konu eski Rusya'da güneşe tapınma ile ilgilidir. Dört bölümlü olan Ardış'ın bölüm başlıkları şöyledir: 1. Veles ve Ala'nın tapıncı 2. Savaş Tanrısı ve kara tinlerin kırını 3. Gece 4. Loli'nin marşı ve Güneş Alayı Birmingham Kenti Senfoni Orkestrasını Simon Rattle yönetiyor.
MÜZİK: Prokofiev - İskit Ardışı (20'13")

5 Şubat 2013 Salı

Çağlar ve Müzik - 57


Bölüm 57 / Orijinal Yayın Tarihi: 6 Şubat 2000

Paul Hindemith'in "7 Odaküğü" dizisinden yedincisi "Org ve oda orkestrası için konçerto"dur. Op.46 No.2 sayısını taşır. 1928 yılında yazılmıştır. Eşlik yine küçük kadrolu oda orkestrası iledir: Küçük flüt / büyük flüt, obva, si bemol klarinet, si bemol basklarinet, iki fagot, korno, do trompet, trombon, çellolar ve kontrabaslardan oluşur.
Yazılmış org konçertolarının en güzellerinden, en etkileyicilerinden olan Op.46 No.2 Org Konçertosu'nu Konçerto Amsterdam'ın eşlik ettiği Albert de Klerk'in orgundan sunuyoruz.
KÜĞ : Hindemith - Kammermusik No.7 Op.46,2 (17'00")
Hindemith'in üç tane bale küğü bir de pantomimi bulunmaktadır. Baleleri: İblis (1922), Üçüzlü bale (1926-27), Çok Soylu Görüm (Nobilissima Visione) (1938) dir. İblis ve Nobilissima Visione en tanınmış yapıtlarından ikisidir.
İblis balesinin açık bir konusu yoktur. İblis'in kandırıp mağaraya getirdiği iki kızkardeşin üzerlerinde kurduğu egemenlik sonucu onların türlü duygularıyla oynayarak bunalımdan bunalıma sürükleyip oyuncak durumuna sokması ve giderek kendilerine yabancılaştırması diye bir özetleme yapılabilir. İblis üzerinde pelerin gibi bir giysiyle sahnede görünür, her dönüşünde üzerindeki pelerin renk değişimleriyle kızların duygularını da değişime yönletir. Korkarlar, kaçmak isterler, tutkuyla ezilirler, çılgın bir bağlanışla oyunu sürdürüp dururlar.
İlginç olan nokta, 1910 ile 1930 arasında hemen hemen tüm önemli bağdarlar büyük orkestralar için yapıt ortaya koyarken Hindemith'in küçük toplulukları yeğlemesidir. İblis balesinin küğü on kişilik bir topluluk için yazılmıştır ama, küğsel yazısının geniş ölçüde girdiye/konttrapunta dayanması, tüm çalgıların yalkınlık/slistik niteliği göstermesi nedeniyle büyük bir orkestranın varlığını aratmayacak ölçüde canlı, yoğun bir etkinliğe ulaşmaktadır.
Bizce, Hindemith'in en başarılı, en etkileyici yapıtlarından birisi bulunan Op.28 İblis balesini Gerd Albrecht yönetiminde Berlin Radyosu Senfoni Orkestrası üyelerinin seslendirmesiyle sunuyoruz.
KÜĞ : Hindemith - Der Dämon Op.28 (32'03")
Bugünkü izlencemizin son yapıtı; Çok Soylu Görüm/Nobilissima Visione olacak. Büyük orkestra için 1938'de yazılmış olan yapıt Ermiş/Aziz Assis'li François'nın yaşamıyla ilgilidir. Bir tür sınır yapıtıdır. Hindemith'in buluşlu, yenilikçi yanını göstermeden görkemli olmayı amaçlar.
Üç bölümlü Nobilissima Visione ardışını/süite Yan Pascal Tortelier'in yönetiminde BBC Pilarmoni Orkestrasından dinleyeceksiniz.
KÜĞ : Hindemith - Nobilissima Visione (22'31")